Kürşat BİLGİN Hukukçu Yazar


Zorunlu Pandemi Tatili

Zorunlu Pandemi Tatili


Zorunlu pandemi tatilinden çıktık hepimiz ve tüm yurt vatandaşımız gibi sakatlığa az kalmış ruh halimiz ile birikmiş olan işlerimize döndük.


Alanında söz sahibi olan bir iş insanının davetlisi olarak danışmanlık görevi ile Muğla’ya indim.


Hazır bu fırsat kaçmaz diyerek 2 mayıstan beri ülke gündemini ve başta Twitter olmak üzere her yerde karşıma çıkan ve artık duyarsız kalamayacağımı anladığım ve 9.bölümü yayınlanan malum konu üzerine kalemimi elime aldım.


Öncelikle 2018 yılından beri yürüttüğü görevi instagram hesabı ile devlet terbiyesine sığmaz ve ciddiyetsiz bir şekilde 8.Kasım 2020 tarihinde görevinden ayrılan ve Hazine ve Maliye Bakanlığı yapmış Berat Bey’in istifa metninde (dilekçe diyemiyorum)’’At izinin it izine karıştığı, Hak ve batılı ayırt etmenin zorlaştığı böyle çetin bir zamanda’’ tümceleri ile süslediği o kelimeler topluluğu geldi aklıma.


3 Haziran tarihinde bu videolara konu olan Yalıkavak Marinaya ’da uğramamak olmazdı.
Soyalmedya hesaplarımda bir iki resimde paylaştım. Gelen birkaç dm de enteresandı.
Aman Hocam gündem fena ve sen marinalardasın diye
Marinayı görünce kavganın nedenini de anlamak için kafanın içinde bulunandan yoksun olmak gerek.


Ülkem insanı neden bu konulara bu kadar duyarlı olarak ilgi gösterdi tahminim sizlerde bu soruyu sorduğunuz gibi cevap bulmuşsunuzdur kendinizde.


Bugün izlediğim videoda Sedat Peker zaten diyor.
Ben Mehmet Ağar ile başladığım bu yolda dönülmez yola siz soktunuz diye.


Beni şahsen tanıyanlar bilir 16 Nisan 2017 tarihli referandum ile kabul gören başkanlık sistemine baştan beri karşı olduğumu.
Parlamenter rejimden uzaklaşmak demokrasiden de uzaklaşmak demektir. Ve bu süreç mafyalaşmayı absorbe etmeye sebebiyet verme noktasına kadar getirir ki işte gelinen nokta da bu.


Metal yorgunluğu adı altında görevlerine son verilen, kendisine bağlı bakanlığa 10 katından fazla fiyatla dezenfektan satan Bakanlar ve pudra şekeri kullanan çalışanlar seviyesine gelmiş din ile vatan-millet-Sakarya ‘’tüccarlığı ‘’ve sömürüsü dışında elinde hiçbir malzemesi kalmamış ve de ciddi bölümü boğazına kadar çamura batmış bir üst yönetici ve siyaset kadrosu…


Buna alet edilmiş havuz medyası ve gazeteciler.
Devletin bankasının imkanları ile alınan krediler ve uygulanmayan hukuk alanları.
Organize örgütler ile adı anılan siyasiler.
Ve buna karşı siyasilerin tavrı ne; Gordion düğümünü kılıçla kesmeyi seçen bir yönetim.

Aynen hayaldi gerçek oldu, yaparsa biz yaparız denmesi gibi oldu.


Peki ya gönüller.
Gönüllerde susmuş bir dil ve bu yüzden dökülemeyen kelimeler.


Danışmanlığını yaptığım iş insanının yapacağı projeye sağlayacağı katma değere ve de istihdama karşı bankaların aradığı kriterlere uymasına rağmen halen yokuş yapan bir sitem.


Diğer tarafta ise böyle bir durumlar.


Bizim asıl meselemiz darboğaz yaşayan esnafımız ve toplumumuz olmalı, demokrasi ve hukuk devleti olmalı, temiz siyaset ve emekle hürriyet arasında kurulmuş bağ olmalı.


Umudum ise halen var.

Ne diyor Ulu Önder;
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütünün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi işgal edilmiş olabilir….


Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!