TOFAŞ kafilesini Büyükelçi Bağış karşıladı

Bursa'ya e-spor merkezi geliyor

Kadına şiddette yeni perde: Falçata

Samsunspor Başkanı'ndan Lukaku tepkisi

2021 Sağlık Çalışanları Yılı'dır

İbrahim Kalın'dan Mesut Özil mesajı

İstanbul'a deniz taksi müjdesi

Yılbaşında en çok beyaz et yedik

Marmara Üniversitesi'ne Ticaret Bakanlığı dopingi

Bursa'da evsizlere 'Büyükşehir' şefkati

TOFAŞ kafilesini Büyükelç...

Bursa'ya e-spor merkezi g...

Kadına şiddette yeni perd...

Samsunspor Başkanı'ndan L...

Sağlık-Sen'den acı şiddet...

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

Katı Yağ İle Kaç Nesli Yok Ettiler Evinize Sokmayın

Katı Yağ İle Kaç Nesli Yok Ettiler Evinize Sokmayın

Katı Yağ İle Kaç Nesli Yok Ettiler Evinize Sokmayın 

Türkiye’de en çok kullanılan gıda ürünlerinden biri de katı yağlar.

Katı yağlar, çok fazla itiraz edeni olmasına rağmen sofralarımızda yer almaya devam ediyor.

Ancak katı yağları ve ona karşılık zeytinyağının dikkat çeken bir öyküsü olduğu biliniyor.

İşte, katı yağların ve zeytinyağı üretiminin çok fazla bilinmeyen öyküsü.

Türkiye’de en çok kullanılan ve en fazla tartışılan ürünlerin başında katı yağlar geliyor. Türkiye’de de katı yağların tarihi, eskiye dayanıyor. Neredeyse bir nesil, ilk fabrikası Bakırköy, Ataköy sınırlarında kurulan katı yağ fabrikasının ürünleri ile büyüdü. Usta gazeteci Ali Bilge Hasdemir, bir neslin zehirlenmesinin hikayesini şu sözlerle anlattı:

Bizi zehirlemelerinin milâdı!.. Koroner rahatsızlıklara, kalp ve damar hastalıklarına koskoca aslan gibi kuşaklar kurban edildi böylelikle!.. 
Her şey katı yağlar ile başladı! Yurda giren ilk yabancı sermayelerden…
Bakırköy-Ataköy sınırında kurulan 1 tesisle başladı bu öykü!.. Mahallelere girdiler, sokaklara
Annelerimize 1'er paket promosyon dağıttılar.

2dcc4a36-2735-4284-8967-89a325e4413a.jpg

HAYVANSAL GIDALARDAN ELDE EDİLİYOR

Ancak katı yağların, insan sağlığına birçok zararı olduğu biliniyor. Katı yağlar genelde hayvansal gıdalardan ve işlenmiş kuruyemişlerden elde edilir. Örneğin; tereyağı, süt yağı, ceviz yağı, domuz yağı gibi. Mesela kahvaltıların sultanı tereyağı çok fazla sevilerek yenilen bir katı yağdır. Faydaları olduğu kadar zararları da bulunmaktadır. LDL miktarının fazla olması kalp ve damar hastalıklarının hızlıca ilerlemesine neden olur.

DİĞER ADI KÖTÜ KOLESTROL

LDL ‘nin bir diğer adı, kötü kolesteroldür. Vücutta LDL seviyesinin yükselmesi risk gurubunun içinde yer alır. Yüksek tansiyon, şeker hastalığında şekerin yükselmesi, kan seviyesinin düşmesi, ani kalp krizleri ve damar tıkanıklıkları genelde çok yağlı besinlerden meydana gelir. Yağın oranı vücut indeksine göre ayarlanmalıdır. Sağlık bakımından en çok tercih edilen yağ sıvı yağlardır. Örneğin zeytin yağı ve biberiye yağı kalp ve damar hastalıklarının önüne geçer. Bu yüzden katı yağları tüketirken, zararlarını da düşünmeniz gerekir.

OBEZİTENİN DE NEDENLERİNDEN BİRİ

Obezite hastalıklarının en çok ortaya çıktığı nedenler arasında kötü kolesterolün artması, LDL seviyesinin hızlıca yükselmesidir. Mümkün oldukça lif bakımında zengin meyve ve sebzeler tüketilmeli ve yağ seçiminde sıvı yağ kullanılmalıdır. Yağların yakılmasına yardımcı olacak gıdalar tüketilmeli, sporlar yapılmalı ve en önemlisi miktarın dışına çıkılmamalıdır. Yağlı yiyeceklerin sağlığa inanılmaz derecede zararları bulunuyor.

vita.jpg

ZEYTİNYAĞININ YERİNE KULLANILDI

Türkiye’de katı yağlar, zeytinyağı ve tereyağının yerini tutmaya başladı. Son verilere göre Türkiye’nin yıllık katı yağ üretimi 2005’te 631.993 ton iken, 2015’te 786.483 tona çıkmış. 2005’te ürettiğimiz katı yağın 487.808 tonunu içte tüketirken 144.185 tonunu ihraç etmişiz. 2015’te ise 634.395 ton iç tüketime karşılık 152.058 ton ihracat gerçekleştirmişiz.

ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN

Hatta, zeytinyağının yerine katı yağların tüketilmesini teşvik etmek için de çeşitli yöntemler geliştirildi. İşte Türk halkını zeytinyağından, katı yağlara yöneltmek için kullanılan yöntemlerden birinin hikayesi daha… Prof. Kenan Demirkol, “Zeytinyağlı yiyemem aman” adlı türkünün acı gerçeğini şu şekilde anlatıyor:

İşte “ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN” türküsünün acı gerçeği;

Bursa yöresine ait bu türkü 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’ dan kaynak gösterilerek Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir.

Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır.

ABD geçmişten beri dünyanın en büyük mısır üretici ülkesidir.

ABD birikmiş olan mısır dağlarını eritmenin bir yolu olarak mısırözü yağı ihracatını keşfetmiştir.

Marshall yardımının koşullarından biri Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır.

(Yeni Sömürgecilik Açısından Gıda Emperyalizmi, Osman Nuri Koçtürk, Toplum Yayınları, 1966).

Buna koşut olarak Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur.

Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliam yapılır.

Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından Dolar karşılığı alınır ve mısırözü yağı TL karşılığı satılır.

Türk insanı zeytinyağından soğutularak mısır özü yağına ve margarine alıştırılır.

Bu amaçla zeytinyağı ısınırsa kanser yapar gibi yalanlar uydurmaktan da geri kalınmaz.

Hâlbuki zeytinyağı halk ağzındaki deyişiyle dumanlaşma derecesi en yüksek (en zor yanan) sıvı yağlardan biridir.

Bununla da kalınmaz, kötülemek için tıpkı bugün yapılan halkla ilişkiler endüstrisi çalışmaları gibi “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman…” diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır.

Katı yağ/margarine mahkûm edilen halk, 20-30 yılda bir kaşık yağa bile muhtaç hâle getirilir.

Ve basma giyen kadınlar, plastik giysilerle tanıştırılır…

Zeytin yağlı yiyin, basma, fistan giyin…

Kaynak: Arkaguverte.com


Haber Kaynak : KP